Miş Gibi Yaşam Personası


Bir insanın kendine yapacağı en büyük kötülük hiç kuşkusuz "miş gibi" yaşamasıdır. Çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerde statü belirleyici tüm unsurlar, insanlar arasında gövde gösterisine dönüşür. Moda'nın lüks tüketim alanı da bu konuda manipülasyona zemin sağlar.




Genel olarak ülkemizde moda tutkunlarından çok marka tutkunlarının olduğunu görüyorsunuz. Marka statüyü gösterir. İlk cümlede belirttiğim gibi  marka tutkunluğunda tehlikeli kısım "miş gibi" yaşama arzusudur. Ülkemizde işsizlik oranı % 11 civarındayken, lüks tüketimin yıllık rakamı 20 milyar liradır.

Evi olmayıp lüks araca binen,  yıllık gelirinin %20'si kadar çanta takan hatta sahte kullanan kısacası ödünç hayat yaşayan bir çok insan var etrafta.

Peki ya toplumun tutumu nedir?  En paspal hal ile en şık bakımlı gittiğiniz mağaza içerisinde bile hizmet şekli değişir.

Sıradan bir mekana valeye araç verirken aracınız  mercedes-bmw vb bir araç değil ise bayan olduğunuz halde kapınız açılmaz. Ama lüks bir araç ile giderseniz valenin yerde paspas olduğuna bile tanıklık edebilirsiniz.

Nasrettin Hoca'nın bu fıkrası bu konu için biçilmiş kaftan;

Hoca bir gün, çağrıldığı ziyafete, eski elbisesi ile gider. Hiç kimse Hoca'ya ilgi göstermez, buyur etmez. Bu duruma canı sıkılan Hoca, nedenin kıyafeti olduğunu düşünerek, evine gidip yeni aldığı kürkünü giyer, tekrar ziyafet verilen eve gelir.

Hoca'yı kürküyle görenler, onu kapıda karşılayıp baş köşeye alırlar. Sıra yemeğe gelince, Hoca kürkünün ucunu sofraya uzatarak, Ye kürküm ye, demeye başlar. Bundan bir şey anlamayanlar, Hayır ola Hoca, ne oluyor? deyince, Hoca da, İtibar bana değil, kürke olunca bu yemekleri yemek elbette onun hakkıdır! der.
 


Bağlamak gerekirse arz olan paraya ve paralıya tapan bir toplum modeli çıkınca ortaya bu statüyü endirekt bir şekilde elde etmek isteyenlere de rastlıyoruz doğal olarak.

Yine konuyu modaya çevirirsek; marka giyinmenin 2 temeli vardır. Birincisi mevcut çevre içerisinde tutunabilmek diğeri ise marka giyinmenin iyi giyinmek olduğu yanılgısına düşmek. Para, iyi giyinmenin kilit anahtarı olsaydı haftasonu dergilerindeki sosyetik simalar Türkiye'nin en stil sahibi kadınları olurdu. Ama çoğu kişinin bu zenginliğine böyle zevk dediği isimleri duyar gibiyim. Yani para bu işin temeli değil. Bu işin marka ve moda düşkünlüğü arasındaki farkı fütursuz olmaktan geçer. Kim için ne için yapıldığının bir önemi yoktur. Kendiniz, beğeniniz için önemlidir. Burada söz konusu lükse giren bir ürün olsa da kazancınıza oranlayarak mübah saymak elinizde. Ama statü , ve miş gibi mantığından uzak olmalıdır.

Ön yargı ve kalıplardan sıyrılarak ruhu özgür bırakmak insanı en iyi yere götürür. Miş gibi değil kendiniz gibi olmak  hakkınız! Toplumun empoze ettiklerini kendi bilincinde süzmek moda bilincinizi özgün kılar.

8 yorum :

  1. dediklerin nekadar dogru ... malesef kendimzii kaptiriyoruz bazen ..

    YanıtlaSil
  2. Kesinlikle cok haklisin ve cok onemli bir konuya deginmissin tatlim. operim cok <333

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
  4. Bu durumun farkinda olup , evet haklisin diyip de gene o markalarin verdigi statunun boyundurlugana girenleri de yabana atmayalim.kendilerini kandiriyorlar.

    YanıtlaSil
  5. cok dogru soyluyorsun canım hatta bunu konusmustuk ve aklıma bırı geldı...hıc marka tutkum olmadı hr yerden gıyerım semtten de markadan da yanı yakıssın sevıyım yeter... senı de bu yuzden sevıyorum ıste cok dogalsın cok gercek...

    YanıtlaSil
  6. Nilufercim ellerine saglik, cok guzel yazmissin, bir kocaman BRAVA diyorum sana. Ben buradan bakinca daha da goze batiyor TRdeki o tutum.

    YanıtlaSil
  7. Güzel bir yazı olmuş ve doğru bir noktaya parmak basmışsın ;) Küçük ayrıntılar ve bütçeler ile de kendi tarzımızı oluşturabiliriz.
    bengi
    netmoda.com

    YanıtlaSil